Yaşlı adam evinin yakınlarında ki tepede çukur kazıyordu. Toprak çok sertti bu yüzden işi hiç kolay değildi. Ter içinde soluk soluğa kalmıştı. Çukurdan çıkmadan kenara oturdu. Biri onu izliyordu. Sağ profilini gören biri. Yerinden yavaşça kalktı ve sol yanını çevirdi. İzleyenden bir feryat geldi ve kayboldu. “Bir çocuk,” diye düşündü ve çok şaşırdı. Hangi çocuk buraya yaklaşmaya cesaret edebilirdi. Neyse ki korkunç bir şekilde yanmış sol tarafı görevini yapmış, ona yaklaşılmasını engellemişti. Yanağı, göz kapağı, kulağı, saçları yoktu. Buruşan deri yüzünden dişleri açıktaydı, bu da sanki sırıtıyormuş ifadesi veriyordu ona. Açıkta kalan göz çukurunda ki büyük beyaz top kendi kendine dönüyordu. Bazı bölgelerde deri tamamen tahrip olduğundan kemik doku açıkta kalmıştı. Kalktığı yere yeniden çöken yaşlı adam iki eliyle tuttuğu küreğin sapına göğsünü yasladı. Çukuru henüz istediği derinliğe ulaşmamıştı. Yeniden kazmaya başlayacaktı ki az önce ki çocuğun hala orada olduğunu hissetti. Sesini yükselterek “Bu çukuru neden kazıyorum biliyor musun?” dedi. Karşıdan bir cevap alamadı. “Belki bana bir iyilik yapabilirsin, karşılığında sana para veririm. Tek yapman gereken cesedimin üstünü bu toprakla kapatmak,” yaşlı adam sözlerini bitirip bekledi. Çocuk saklandığı yerden çıkıp yaşlı adama doğru yavaş yavaş yürümeye başladı. Yaşlı adam bunu beklemiyordu, sağ yanı çocuğa dönüktü, onu ürkütmemek için hiç hareket etmedi. Çocuk yanına kadar gelip oturdu. “Çok cesursun çocuk. Hiç kimse hele de bir çocuk bana bu kadar yaklaşmaya cesaret edemedi,” dedi. Çocuk çukura bakıyordu. “Ben insanları dış görünüşleriyle değerlendirmem,” dedi. Yaşlı adam yeniden şaşırmıştı, bu küçük çocuk yaşından beklenmeyecek bir bilgelikle konuşuyordu.

-Bu yaşta bunu nasıl öğrendin?

-Yetimhane müdiremizden.

-Bilge biri olmalı müdireniz.

-Hayır, öyle değil. Kendisi çok güzel bir kadın. Eğer insanların dışı ve içi bir olsaydı onun bir melek olması gerekirdi. Ama o bir canavar.

Yaşlı adam şehirde bir yetimhane olduğunu duymuştu. Demek bu çocuk oradan kaçmıştı. Bu da buraya kadar gelme cesaretini açıklıyordu. Bu civarda yaşayan hiç kimse bu araziye yaklaşmazdı. Burası canavara aitti. Çocuk içi canavar olandan kaçarken dışı canavar olana sığınmıştı. Aklına geleni anlatmaya başladı.

-Yaradılışla ilgili bir hikâyede, kimse var olmadan önce iki varlık varmış. Bunlardan biri sonsuz iyi Ülgen, diğeri ise kötülükle dolu Erlik. Bazıları onların kardeş olduklarını söyler. Günün birinde Ülgen evreni ve bizim yaşadığımız dünyayı yaratır. Sıra insanı yaratmaya geldiğinde vücudunu topraktan, kemiklerini de taştan yaratır. Bir kadın ve bir erkek. Sıra onlara nasıl ruh vereceğini bulmaya gelmiştir, bunu bulmak için onları toprağın üzerine bırakıp gider. Onun gitmesini fırsat bilen Erlik elindeki boruyu kırıp insanın arkasından içine salar ve üfler. Cansız vücutlar can bulur. Erlikse kaybolur. Ülgen geri döndüğünde insanların artık ruhları olduğunu görür. Ama çok pis kokuyorlardır ve kötü ruhludurlar. Ülgen bu insanları mahvedip yenilerini yaratmayı düşünür. Ancak artık olan olmuştur, o da bu kötü kokan insanların içini dışına, dışını içine çevirerek meseleyi çözer. O nedenle insanın alacası içindedir, dışı ise aldatıcıdır derler.

Çocuk ilgiyle dinlediği hikâyede aklına takılan ilk soruyu sorar yaşlı adama.

-Yani tüm insanlar özünde kötü mü o zaman?

Yaşlı adam biraz düşündükten sonra cevap verir.

-Sanırım bazılarımız iyiliğin tanımını biliyor ve içimizdeki kötülüğe sırtımızı dönerek onun yolundan gitmeyi seçiyoruz. Sınavımız bu, Ülgen bunu amaçladı, kim ki içindeki kötülüğe rağmen doğru yolu seçerse sınavı geçecek. Ama evet, insanın özü pis ve kötü kokulu.

Çocuk bir an irkildi.

-Ben o kokuyu alabiliyorum. Bizim müdirenin yardımcısı olan adam Kagır… O her gece bizlerden birini…

Çocuk titremeye başladı, sözünü tamamlayamadı. Yaşlı adam onu teselli etmek için sarılmak istedi, cesaret edemedi. Çocuk biraz sakinleşince, yaşlı adama sordu,

-Ölmek insanın canını yakar mı? Ölümden sonra ne var?

-Bilmiyorum çocuk. Bunu bilen var mı onu da bilmiyorum. Bu merak senin için çok erken değil mi?

Çocuk yaşlı adamın koluna yapıştı,

-Beni de götür. Lütfen, bu çukuru biraz büyütürsek ikimiz de sığarız.

Yaşlı adam bugün daha ne kadar şaşıracaktı.

-Ama o zaman üstümüze toprağı atacak birini daha bulmamız gerekir.

İkisi de çukura bakarak sustular. Çocuğun midesinden gelen ses bu sessizliği bozdu. Yaşlı adam “Çok uzun bir yol gelmişsin ve sanırım günlerdir doğru dürüst bir şey yememişsindir. Bende acıktım. Çok umutlanma, bir daha yemek yiyeceğimi düşünmediğimden evde pek bir şey yok. Hadi gidip elde olanlarla karnımızı doyurmaya bakalım,” dedi. Çocuk hala çukura bakıyordu “Ya çukur, çukur ne olacak?” dedi. Yaşlı adam bir iç çekti ve “Sanırım çukurun biraz beklemesi gerekecek çocuk. Uzun zamandır kendi sesimi bu kadar çok duymamıştım. Benim durumumda konuşmak o kadar da kolay değil, yoruldum,” dedi.

Birlikte yaşlı adamın evine gittiler.  Şaşırma sırası çocuktaydı,

-Ne kadar çok kitap var. Bunların hepsini okudun mu? dedi.

-Hemen hemen hepsini, dedi yaşlı adam.

-Keşke bende okuyabilseydim.

– Bu çok zaman ister çocuk. Çukuru düşündüğümden çok bekletmemiz gerekecek.

-O zaman bir an önce başlamak istiyorum. Hangisinden başlamalıyım.

Yaşlı adam bir süre kitapları inceledi ve bir kitabı seçip çocuğa uzattı. Sonra da yiyecek bir şeyler hazırlamak için yanından ayrıldı. Geri döndüğünde çocuk kucağında kitap, uyuya kalmıştı. Çocuğun üstünü örterken kendi kendine söylendi, “Tanrı hayatının ikinci perdesini de oynaman gerektiğini düşünüyor yaşlı adam ve perdeyi kendisinin kapatması konusunda da ısrarlı. Üstelik bu kez sahnede yalnız olmayacaksın. İkinci sahneyi çocukla paylaşacaksın.”

 

 

 

Ödülümü almak için, sahneden adım anons ediliyor. Alkışlar eşliğinde çıkıyorum. Birinci olmuşum. Ne heyecan, ne mutluluk. Başlangıç yapıyorum. “Bu ödülün benim için anlamı çok büyük. İnsan ellisine doğru yürürken başlangıç yapmak zordur. Ama imkânsız da değildir. Beni layık gördüğünüz bu ödül bunun kanıtı. Bu ödül benim başlangıcım olacak. Ben Gülhane Park’ında bir ceviz ağacıydım, sonunda birileri bunu fark etti. Evet, yüzlerce ağacın arasından beni fark ettiler. Teşekkürler, teşekkürler” Alkışlar… Mutluluk gözyaşlarım yanağımdan süzülüyor. Tam buraya çizgi filmlerde ki hezimet müziği istiyorum. Yönetmenim duydun mu? Yukarıdaki olay tamamen benim hayalim. Gerçekleşmedi. Hâlbuki elimden geleni yapmış, evrene güzel mesajlar yollamış, tanrıdan da tüm kalbimle yardım etmesini dilemiştim. Ne o?! Yıkılacağımı mı sandınız ? Vaz mı geçmeliydim? Ben sizin beni takdir etmenizi çok mu önemsiyorum? Peki, tamam, önemsiyorum. Farkında olduğumdan daha çok önemsiyormuşum. İsmimin kazananlar listesinde olmadığını görünce yıkıldım. Boğazım kurudu, bir an vazgeçtim her şeyden. Vazgeçmeyeceğim. Elimde kalan son umut bu, yazmak. Üstelik zamanla ölmesi mümkün olmayan bir umut bu. Güneş benim için her gün yeniden yeniden doğacak. Artık genç değilim. Gelecek, yollar, seçimler bu kelimeler hayatımdan yavaş yavaş çıkıyorlar. On dokuz yaşında, güzel bir Mayıs günü, Taksim’de ki parkın banklarından birinde otururken, içimde kaynaşan onlarca umudun çığlığını bir daha duyabilir miyim? Umut, ne çok severim bu kelimeyi. Menopoza girdim umut. Kendi umutlarımı doğuramam artık. İçimde kaynaştığınız o günler çok geride kaldı. Size iyi bakamadım, büyütemedim sizi. Şimdi bir menopoz umudum var: YAZMAK. Korkma umut seni kaybetmeyeceğim. Eskisi gibi toy değilim artık. Çok iyi bakacağım sana, sen benim içimi yeniden kıpırdattın, güneşimi geri getirdin. Tamda şimdi, bu gün haykırmak istiyorum. “ Benim bir UMUDUM var.” Samimiyetle yazacağım. Gerçekten samimi olmayı başarabilen bir insanın duyguları, düşünceleri ne kadar basit olursa olsun onunla alay edilemez, küçümsenemez. Samimiyetin daha aşağısı olamaz. Başlangıç yapıyorum dostlar. Tek bir okuyucum olsa bile fark etmez. O okuyucuyu bulmak çok zaman alsa da fark etmez. Beklerim. Şu güzel dizelerle çağırıyorum seni. “Gel,gel, ne olursan ol yine gel, İster kafir, ister mecusi, İster puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…” KASIM 2018

2 Comment on “YAŞLI ADAM VE ÇOCUK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: